TGMN sözcüsünün İsviçrede minare inşaatını yasaklayan halk oylaması hakkında basın açıklaması
30.11.2009
Bavyera Başbakanı Horst Seehofer’e açık mektup
28.07.2009
Amberg'li İsmail Ertuğ Avrupa Parlamentosunda!
01.06.2009
TGMN, Birleşmiş Milletlerin Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığına karşı Dünya Konferansında
31.05.2009
Nürnberger Nachrichten: "Irkçılık korkusu artıyor. Türkler artan yabancı düşmanlığından şikayetçi'
10.12.2008
Nürgberg Metropol Bölgesi Türk Toplumunun (TGMN) sözcüsünün 25.11.2008 tarihli basın açıklaması
27.11.2008
Özdemir'in seçimi Yeşilleri vatandaşlık konusunda daha tutarlı bir poitikaya yönlendirmelidir!
06.10.2008
Göçmenler Almanya’ya Kırmızı Kart Gösteriyorlar!
05.10.2008
Ayrımcılığa müsamaha yok!
10.06.2008
Alman vatandaşlığını kaybedenlerin çocukları Alman vatandaşı kalacak!
15.07.2008
28 Eylül 2008'de yapılacak Eyalet Meclisi seçimleri etkisini göstermeye başladı
07.06.2008
Anayasa Mahkemesi, yurt dışında yaşayan milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mektupla oy kullanma hakkını yasakladı
12.12.2007
Nürnberg Metropol Bölgesi Türk Toplumu (TGMN) tanıtım toplantısı tertiplemiştir.
24.05.2008
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
01.05.2008
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Nürnberg Metropol Bölgesinin birçok şehrinde coşkuyla kutlandı
11.12.2007
15 Yıl Önce MÖLLN'deki Irkçı Cinayetleri Anma Töreni
25.10.2007
ABSAGE AN DEN TERROR!
07.10.2007
Yabancıların oy kullanması için nihayet kanun önerileri
19.10.2007
Arif Taşdelen’in ver.di sendikası konsey üyeliğini tebrik ederiz
23.09.2007
Yasemin'i tebrik ederiz!
19.10.2007
Prof. Dr. Mustafa Said Yazıcıoğlu yurtdışındaki Türklerden sorumlu devlet bakanı
06.10.2007
Göç Kanunundaki değişiklikler yabancıların uyumunu zorlaştıracak mı?
|
Anayasa Mahkemesi, yurt dışında yaşayan milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mektupla oy kullanma hakkını yasakladı Kız öğrencilerin tesettürle üniversiteye gitme yasağını kaldırmayı amaçlayan anayasa değişikliklerini iptal ederek, ancak özgürlüğün evrensel kalesi olarak yaşayabilecek bir kurum olan üniversitelere giyim-kuşam yasağı getiren Anayasa Mahkemesi, bu arada sessizce yurt dışında yaşayan milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mektupla oy kullanma hakkını da yasakladı. Bilindiği gibi, yarım asırdan beri tüm hükümetlerin söz verip bir türlü gerçekleştirmedikleri mektupla seçim hakkını, Büyük Millet Meclisi 13 Mart 2008 günü 'Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun' üzerinde yapılan iki ufak değişiklik ile kanunlaştırmıştı. Bu değişiklikleri 29 Mayıs 2008 tarihli kararıyla iptal eden Anayasa mahkemesi, gerekçe olarak, mektupla seçimin sandıktaki gibi gizlilik sağlayamayacağı ve seçmenlerin yakınlarının baskısı altında kalıp kendi istedikleri aday ve partileri seçememe olasılığını göstermiştir. Bu yasaklama ile, Anayasa Mahkemesinin Türk halkının ve - özellikle tesettür konusunda görüldüğü gibi - Türk kadınının siyasi olgunluğu ve demokratik iradesi hakkındaki derin şüpheleri, bir kez daha özgürlükleri kısıtlayan bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Neden diğer demokratik ülkelerde meptupla seçim sistemi sakıncalı değil de Türkiye'de sakıncalı? Anayasa Mahkemesi, Türk halkının diğer halklardan farklı olduğu ve bunun da istisnai bir uygulamayı gerektirdiği düşüncesini taşıdığına göre, bunu açıkca ifade etmeli ve bu iddiasını ispatlamalıdır. Aksi halde, mahkeme heyetinin taşıdığı şüphelerin, sadece yetkilerini aşarak siyasete müdahalesinin bir bahanesi olarak değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Prof. Dr. Şefik Alp Bahadır Nürnberg Metropol Bölgesi Türk Toplumu (TGMN) Yürütme Kurulu Sözcüsü (TGMN üyeleri ADD Nürnberg, Kuzey Bavyera ADD ve Nürnberg'den sayın Emel Yaman hanımın bu haber-yorum hakkındaki yazıları aşağıdadır.) Resmî Gazete, Sayı : 26897, 5 Haziran 2008 PERŞEMBE ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2008/33 Karar Sayısı : 2008/15 (Yürürlüğü Durdurma) Karar Günü : 29.5.2008 YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNDE BULUNAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Suha OKAY ve Kemal KILIÇDAROĞLU YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN KONUSU: 13.3.2008 günlü, 5749 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, 10. maddesiyle 26.4.1961 günlü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a 94. maddeden sonra gelmek üzere eklenen 94/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan "…mektup, …" sözcüğü ile 94/B maddesinin, Anayasa’nın 2., 11., 67. ve 79. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ: Yürürlüğün durdurulması istemini de içeren dava dilekçesi ve ekleri, bu konudaki esas inceleme raporu ve ekleri, iptali istenilen kurallar, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 13.3.2008 günlü, 5749 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle 26.4.1961 günlü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’a 94. maddeden sonra gelmek üzere eklenen; 1 - 94/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan " … mektup, …" sözcüğü, 2 - 94/B maddesi mektupla oy kullanma yönünden, 29.5.2008 günlü, E. 2008/33, K. 2008/113 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu hükümlerin uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA, 29.5.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Haşim KILIÇ, Başkanvekili Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Sacit ADALI, Üye Ahmet AKYALÇIN, Üye Fulya KANTARCIOĞLU Üye Mehmet ERTEN, Üye Mustafa YILDIRIM, Üye A. Necmi ÖZLER Üye Serdar ÖZGÜLDÜR, Üye Serruh KALELİ, Üye Zehra Ayla PERKTAŞ (TGMN üyesi ADD Nürnberg'in bu haber-yorum hakkındaki 15.06.2008 tarihlı yazısı) Sayın Prof. Dr. Şefik Alp Bahadır TGMN sitesinin, 07.06.2008 tarihli haberler bölümünde, Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili kararını eleştiren yazınızı büyük bir üzüntüyle okuduk. Anayasa Mahkemesi, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst yargı kurumu olarak ve devletin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak bu kararı almıştır. Dolayısıyla da görevini yerine getirmiştir. Bilindiği gibi, demokrasiler kurallar bütünüdür. Kuralların olmadığı yerde anarşi doğar. Türkiye Cumhuriyeti kendi devrim yasalarını uygulayarak varlığını sürdürebilmiştir. Ortaçağ simgesi olan kıyafetlerin kamu kurumlarında da uygulanmağa kalkışılması, „Özgürlükler Uygulaması“ olarak algılanıyorsa, laikliğin beşiği olan Fransa’da, 2004 yılında çıkartılan kanunu incelemenizi öneririz. 2004 yılında yürürlüğe giren bu yasa, diyor ki; „Ortaçağ simgesi niteliğinde olan hiçbir kıyafet ve sembol, hiçbir kamu kurumunda kullanılamaz.“ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin türbanla ilgili almış olduğu son kararı da dikkatinize sunarız. Nürnberg Atatürkçü Düşünce Derneği olarak birşeyin altını da özellikle çizmek isteriz. Türkiye’de bugünkü hükümetin, türban başta olmak üzere birçok icraatı, müthiş bir devrimle kendisini dünyaya kabul ettirmiş olan Cumhuriyet’i, adım adım ve sinsice altını oyarak, yıkmak ve “Ilımlı İslam“ adı altında şeriat devleti kanunlarını yürürlüğe koymak amaçlıdır. Türban siyasal İslam’ın bir sembolü olmakla beraber, özünde kadının, yeniden ortaçağ kuralları içine hapsedilmesinin de bir provasıdır. Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı olarak, kuvvetler ayrılığına dayalı üç erk söz konusudur. AKP Hükümeti, yürütme erki olarak, kendi yargı kurumlarını, üniversitelerini ve ulusal ordusunu karşısına alan, bu kurumları diktatörce yöntemlerle tasviye etme girişimi ve cüretinde bulunan ilk Türk hükümetidir. Dolayısıyla bu hükümetin uygulamaları da bir karşı devrim niteliğindedir. Her demokratik devlet kendi varlığını ve yapısını korumakla görevlidir ve özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Almanya’da hangi genç, sırtında gamalı haç veya Hitler resmi olan bir giysiyle üniversitenin kapısından içeri girebilir? Avusturya’da Heider’in büyük bir oy oranıyla halkın desteğini aldığı halde, iktidar olmasına müsaade edilmediği halen hatırlardadır. Almanya için faşizm ne kadar büyük bir tehlike ise, Türkiye için de siyasal İslam aynı derecede bir tehlikedir. Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili kararına karşı çıkanlar, ülkeyi ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenlerdir. TGMN’nin de onlarla aynı safta bulunuyor görünmesi bizi derinden yaralamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararını kişisel olarak eleştirebilirsiniz. Bu sizin doğal hakkınızdır. Ancak bunu TGMN adına yaparsanız, TGMN’nin çatısı altında bir dernek olarak bizi de bu görüşe ortak etmiş olursunuz ki, bu da, Cumhuriyet Devrimleri’ni korumayı ve yaşatmayı kendisine görev edinmiş olan Atatürkçü Düşünce Dernekleri’nin temel ilkelerine ters düşer. Saygılarımızla Atatürkçü Düşünce Derneği Nürnberg Yönetim Kurulu adına Ayla Çokbudak (TGMN üyesi Kuzey Bavyera ADD'nin bu haber-yorum hakkındaki 15.06.2008 tarihlı yazısı) Sayın Prof. Dr. Şefik Alp Bahadır TGMN sitesinde 7 Haziran 2008 tarihli haber - Anayasa Mahkemesi Kararı Anayasa Mahkemesinin Türban Yasağı’nı onaylayan kararını eleştiren yazınızı TGMN sitesinde okudum. Karar hoşunuza gitmeyebilir, o sizin en doğal hakkınız. Ama hukuksuzluğu destekleyici, halkı devletin en önemli kurumlarından biri olan Anayasa Mahkemesine karşı güvensizce davranmaya yönlendiren, açıkca AKP’ye destek çıkan TGMN sitesindeki yazınızı onaylamıyoruz. Çünkü AKP, devletin en önemli kurumlarıyla kavgalı. Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar hiç bir hükümet bu değerli kurumlara bunlar kadar saldırmamıştır. Medyalarıyla sürekli küfür ve hakaret dolu yayımlar yapıyorlar. Halkı ikiye üçe bölüp çatıştırmayı göze almış görünüyorlar. Biz Kuzey Bavyera Atatürkçü Düşünce derneği olarak butün bunlara ortak olamayız. Ayrıca TGMN gibi 24 dernekten ve değişik görüşlerden oluşan bir üst kuruluşun bu tür açıklamalar yapmasınını Kurulun geleceği açısından yararlı görmüyoruz. Saygılarımla Kuzey Bavyera Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu adına Süleyman Akgün
(Nürnberg'den sayın Emel Yaman hanımın 26.06.2008 tarihli yazısı): Daha dikkatli okunması gerekir! Sayın Prof. Dr. Şefik Alp Bahadır beyefendinin anayasa mahkemesinin almış olduğu kararla ilgili olarak yapmış olduğu açıklamasının anlaşılamadığını düşünüyorum.
|